Koç Holding Otomotiv Grubu Başkanı Haydar Yenigün, Avrupa’nın “Made in Europe” tanımını dar tutması halinde Türkiye’nin sistem dışında kalabileceği uyarısında bulundu. CNBC-e yayınında konuşan Yenigün, yerli sanayinin muhtemel bir dışlanma senaryosuna karşı hazırlıklı olduğunu ve mevcut üretim gücüyle önemli bir esneklik avantajı sunduğunu vurguladı.
CNBC-e ekranlarında yayınlanan Oto Ekonomi programında küresel pazardaki dengeleri ele alan Haydar Yenigün; kıtadaki dönüşümü, Çinli üreticilerin yükselişini ve Türkiye’nin tedarik zincirindeki rolünü aktardı. Çinli markaların batarya, yazılım ve maliyet başlıklarında Avrupalı rakiplerine kıyasla ciddi mesafe katettiğini belirten Yenigün, bu şirketlerin pazara girişte birtakım engellerle yüzleştiğini ve Türkiye ile yaşanan pürüzlerin kısa sürede aşılabileceğini dile getirdi.
Üretim Kapasitesi ve Yatırım Planları
Alınacak kararların önümüzdeki 20-30 yıllık yatırım rotalarını doğrudan etkileyeceğini kaydeden Yenigün, Türkiye’nin yaklaşık 20 milyon adetlik araç üretim kapasitesine sahip olduğunu, bu hacmin 1,3 milyonluk bölümünün Koç Grubu’na ait olduğunu hatırlattı. Mevcut altyapının yaklaşık yüzde 60’ının yeni yatırımlar için hazır beklediğini belirten Yenigün, olası risklere dair şu değerlendirmede bulundu:
Avrupa’nın mevcut üretim kapasitesini göz ardı etmesi halinde ileride “Avrupa’da fabrikalar var ama çalışan yok” tartışmasının gündeme gelebileceği uyarısında bulundu.
Sektördeki kural tartışmaları, Haziran ayında Volkswagen, Stellantis ve Renault ortaklığının Avrupa Birliği yönetimine sunduğu pozisyon belgesiyle hız kazanmıştı. Araç değerinin AB sınırları içinde üretilme şartının yüzde 85 seviyesinden yüzde 70’e çekilmesini içeren öneriye karşı DEİK, Türkiye’deki üretimin yüzde 30’luk payda kalacağını ve ülkenin değer zincirindeki konumunun yara alabileceğini duyurmuştu.
Söz konusu düzenleme arayışlarına uluslararası düzeyde de dikkat çekilmiş, Ağustos ayında Hyundai Motor Europe Başkanı Xavier Martinet dengelere ilişkin net bir çerçeve çizmişti:
Türkiye’nin “Made in Europe” kapsamı dışında kalmasının Avrupa açısından da maliyetleri artırabileceğini belirterek Türkiye’nin Avrupa’nın önemli ortaklarından biri olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmişti.
