Uluslararası çağdaş sanat sahnesinin önde gelen isimlerinden Canan Tolon, Londra’daki sergisine giden heykellerinin İngiltere gümrüğünde şüpheli kargo gerekçesiyle balyoz darbeleriyle parçalandığını duyurdu; kültür ve sanat dünyasını ayağa kaldıran olayda eserlerin metal iskeletlerine de el konuldu.
Sosyal medya hesabı üzerinden yaşananları takipçileriyle paylaşan 25. Vehbi Koç Ödülü sahibi sanatçı, gümrük denetimi sırasında uygulanan akılalmaz yöntemi şu sözlerle duyurdu:
Şüpheli diye Londra’ya sergime gidecek heykellerimi gümrükte balyozla parçaladılar. Metal armatürlere de prosedür gereği el koyuldu
İngiltere Gümrüğünde Eser Güvenliği Tartışması
Londra gümrük birimlerine ulaşan heykeller, görevlilerce şüpheli paket sınıflandırmasına sokuldu. Denetleme aşamasında balyozla vurularak tamamen unufak edilen heykellerin taşıyıcı metal armatürleri ise resmi prosedür öne sürülerek alıkonuldu. Sanatçının paylaşımı, sınır kapılarındaki eser güvenliğini ve gümrük bürokrasisini yeniden tartışmaya açtı.
Hastalık Mücadelesinden Uluslararası Başarılara
1955 İstanbul doğumlu Canan Tolon, çocuk yaşta yakalandığı çocuk felci sebebiyle uzun bir dönemi Fransa’daki bir hastanede tedavi görerek geçirdi. Erken dönem hafızasını ve tedavi sürecini 2004 tarihli Geçmişsiz Gelecek kitabındaki desen ve metinlerle anlatan sanatçı, liseyi İstanbul’da bitirdi.
İskoçya, Almanya ve İngiltere’de iç mekân mimarlığı ile tasarım eğitimi alan Tolon, Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley’de mimarlık yüksek lisansı ve mimarlık tarihi doktorası yaptı. Geleneksel mimarlık yerine sanata yönelerek 1984’te ilk kişisel sergisini Berkeley’de açtı.
Organik Dokular ve Popüler Kültüre Karşı Duruş
Çalışmalarını halen Berkeley merkezli yürüten Tolon; pas, kahve lekesi gibi doğal ögelerle zaman, hafıza ve yıkım temalarını işliyor. Eserleri İstanbul Modern, Mills College of Arts Müzesi ve Brüksel Belediye Sarayı’nda sergilenen ünlü ressam, Constance Lewallen ile gerçekleştirdiği söyleşide sanatsal tavrını şöyle anlatmıştı:
Dünya düşündüğümden de hızlı hareket ediyor. Hız, yaratıcılıktan çok ürünle yoğun bir ilişki içerisindedir ve bu yüzden çağdaş sanattaki hızlı üretimden uzak durmayı tercih ediyorum. Sanatla politikayı birbirinden tamamen ayırmak belki imkânsız; ama kültürel vantrilogluktan ve sefaleti kişisel ün uğruna sömürme eğiliminden kaçınıyorum. Tehdit ve tahrik etmek için, özellikle şok etkisi yaratıp hatırlanmak amacıyla yıldırıcı ve sersemletici imgelerin kullanılmasını son derece itici buluyorum; böyle bir durumda sanatçının dürüstlüğü de şüpheye düşüyor. Kendi yolumda, kendi hızımla ilerliyorum. Yapıtlarım, attığım her adımda dünyaya bakışımın bir yansıması olarak, sarkacın ucunda iğreti bir şekilde sallanırcasına kalacaktır.

